Torunuz eskisi gibi kucağınıza gelmiyor ve artık sırlarını paylaşmıyor: Araştırmalar bu dönemin geçici olduğunu kanıtladı ama bir şeyi bilmelisiniz

Ergenlik döneminin getirdiği fırtınalı değişimler, sadece gençleri değil, onları seven tüm aileyi derinden etkiler. Özellikle büyükanneler için, bir zamanlar kucaklarında salladıkları, sırlarını paylaştıkları o sevecen çocuğun aniden kapanması, mesafe koyması oldukça yürek burkucu olabilir. Ancak bu dönüşüm, bağın koptuğu anlamına gelmiyor; yalnızca farklı bir şekilde örülmesi gerektiğinin işareti. Ergenlik yıllarında yaşanan bu değişimleri anlamak, hem büyükannelerin hem de torunlarının bu süreci daha sağlıklı atlatmasına yardımcı olur.

Ergenlikte Beyin ve Duygu Dünyasındaki Dönüşüm

Torunun davranışlarını anlamlandırabilmek için öncelikle ergenlik döneminde beynin radikal bir yeniden yapılanma sürecinden geçtiğini bilmek gerekiyor. 12-18 yaş arasında prefrontal korteks henüz gelişimini tamamlamamış durumda; bu yapı ergenlikte olgunlaşmaya devam eder ve tam gelişimi 20’li yaşların ortalarına kadar sürer. Bu nedenle ergenler, duygu yoğunluklarını kontrol etmekte, mantıklı kararlar almakta ve başkalarının bakış açısını anlamakta zorlanırlar.

Huysuzluk, kapanma ve mesafe koyma davranışları aslında bir reddetme değil, kimlik arayışının doğal belirtileri. Ergen, “Ben kimim?” sorusuna cevap ararken ailesiyle olan bağlarını sorguluyor ve yeniden şekillendiriyor. Büyükanneler için bu süreç acı verici olsa da, torunun sağlıklı bir bağımsızlık geliştirmesi için kritik öneme sahip.

Yeni Okul Ortamının Yarattığı Görünmez Baskı

Okul değişimi, yetişkinler için bile stresli bir deneyimken, ergenler için tam anlamıyla bir kimlik sınavı haline gelebilir. Torun, yeni arkadaş gruplarına uyum sağlama, sosyal hiyerarşide yerini bulma ve farklı öğretmenlerin beklentilerini karşılama gibi çoklu zorluklarla boğuşuyor.

Sosyal medyanın da bu sürece eklenmesiyle, gençler sürekli bir performans ve onaylanma baskısı altında; bu baskı anksiyete, depresyon ve düşük benlik saygısıyla ilişkilendirilmiştir. Evinizde kapısını kapatıp sessizce oturan torun, aslında görünmez bir maratonun ortasında olabilir. Bu dönemde ailesiyle dertleşmek yerine içine kapanması, kendini savunmasız hissetmesinden ve yargılanma korkusundan kaynaklanıyor.

Fiziksel Değişimlerin Yarattığı Utanç ve Karmaşa

Ergenliğin getirdiği fiziksel dönüşümler, gençlerin beden imajıyla ilgili ciddi kaygılar yaşamasına neden olur. Boy uzaması, kilo değişimleri, akne, ses değişimi gibi kontrol edemedikleri değişimler, özellikle başkalarının gözünde nasıl göründükleri konusunda yoğun bir farkındalık yaratır.

Büyükannelerin “Ne kadar da büyümüşsün!” veya “Çok şişmanladın/zayıfladın!” gibi iyi niyetli yorumları, ergenler için beklenmedik şekilde rahatsız edici olabilir. Çünkü bu yorumlar, zaten aşırı duyarlı oldukları bedenlerine daha fazla dikkat çeker; eleştirel yorumlar beden memnuniyetsizliğini artırabilir. Torunun aynadan kaçması, eski kıyafetlerini giymek istememesi veya fiziksel temastan uzak durması, bu iç karmaşanın dışa yansımasıdır.

Bağımsızlık İhtiyacı: Bir Kopuş Değil, Büyüme

Erik Erikson’ın psikososyal gelişim teorisine göre, ergenlik döneminin temel görevi “kimlik kazanımı”dır. Bu süreçte genç, aile değerlerini sorgular, kendi inançlarını şekillendirir ve “ailenin uzantısı” olmaktan çıkıp birey olmaya başlar.

Torunun eskiden heyecanla katıldığı aile etkinliklerinden kaçınması, daha az paylaşımda bulunması ve kendi kararlarını almak istemesi, bu bağımsızlaşma sürecinin sağlıklı göstergeleri. Büyükanneler için zorluk, bu durumu kişisel bir ret olarak algılamamak ve torunun büyüdüğünü kabul etmektir.

Büyükanne Olarak Ne Yapılabilir: Pratik ve Duyarlı Yaklaşımlar

Varlığınızı Hissettirin, Baskı Yapmayın

Ergen torunlar, kendilerine alan verildiğinde ve zorlanmadıklarında daha çok açılırlar. “Neden benimle konuşmuyorsun?” sorusu yerine, “Seninle buradayım, istediğin zaman konuşabiliriz” mesajı verin. Kapıyı siz açık bıraktığınızda, torun ihtiyaç duyduğunda size gelecektir.

Sessiz birliktelikler yaratın. Yan yana televizyon izlemek, birlikte yemek hazırlamak veya araba yolculuğu yapmak gibi aktiviteler, göz teması gerektirmediği için ergenlerin konuşmasını kolaylaştırır; ortak aktiviteler bağ kurmayı destekler.

Dinleme Moduna Geçin

Ergenler tavsiye değil, anlayış arar. Torunun paylaşımlarına hemen çözüm önerileriyle yanıt vermek yerine, duygularını yansıtın: “Bu durumda kendini gerçekten yalnız hissetmiş olmalısın” gibi cümleler, onu anladığınızı gösterir; yansıtıcı dinleme ergenlerin duygusal regülasyonunu güçlendirir.

Yargılamadan dinlemek, belki de bu dönemde verebileceğiniz en değerli hediye. Torunun düşünceleri sizin değerlerinizle uyuşmasa bile, önce dinleyin, sonra nazikçe kendi perspektifinizi paylaşın.

İlgi Alanlarına Köprü Kurun

Torunun dijital dünyasına, müziğine veya hobilerine gerçek bir merak gösterin. “Bu oyunu/müziği bana anlatır mısın?” sorusu, hem onun uzmanlığını tanır hem de ortak bir zemin yaratır. Gençler, ilgi alanlarına saygı duyulduğunu hissettiklerinde bağ kurmaya daha açık olurlar; ortak ilgi alanları ilişki kalitesini artırır.

Sınırları Koruyun, Ama Esneklik Gösterin

Büyükanneler genellikle ebeveynlerden daha hoşgörülü olabilir, ancak bu, kuralsızlık anlamına gelmemeli. Temel değerler ve güvenlik konularında net olun, ancak küçük tercihlerde esneklik tanıyın. Saç şekli, giyim tarzı gibi konular, savaş verilecek alanlar değildir; esnek ebeveynlik otonomiyi destekler.

Ebeveynlerle İşbirliği: Üçgen İlişkide Denge

Büyükanne-torun ilişkisinde, ebeveynlerin rolünü göz ardı etmek mümkün değil. Torunun davranışlarından endişeleniyorsanız, önce anne-babasıyla özel olarak konuşun. “Eleştirel büyükanne” değil, “destekleyici ortak” pozisyonu alın.

Ergen torunun mesafe koyması seni en çok ne hissettiriyor?
Ret edilmiş ve değersiz
Endişeli ama anlayışlı
Nostaljik eski günlere
Normal bir süreç olarak
Şaşkın ve çaresiz

Ebeveynlerin kurduğu kuralları baltalamaktan kaçının. Torun, ebeveynlerinden aldığı bir “hayır” cevabını büyükanneden “evet”e dönüştürmeye çalışıyorsa, bu manipülasyona izin vermeyin. Tutarlılık, ergenin güvenlik duygusunu pekiştirir; tutarlı aile kuralları davranış sorunlarını azaltır.

Kendi Duygusal Sağlığınıza da Önem Verin

Torunun mesafeli davranışları, büyükannelerde ret edilme, değersizleşme hatta yas duyguları yaratabilir. Bu duygular tamamen normaldir ve yaşanmalarına izin verilmelidir. Ancak bu duyguları torunun üzerine yüklememek önemlidir.

Kendi sosyal çevrenizi güçlendirin, hobilerinize zaman ayırın ve gerekirse bir terapistten destek alın. Duygusal olarak dolu olduğunuzda, torunla ilişkinizde daha sabırlı ve anlayışlı olabilirsiniz.

Zaman İle Olgunlaşan Bağlar

Ergenlik dönemi geçicidir; genellikle geç ergenlik ve erken yetişkinlikte, gençler ailelerine yeniden yakınlaşır. Ancak bu kez ilişki, çocuksu bağımlılık değil, karşılıklı saygıya dayalı yetişkin bir bağ olarak şekillenir; longitudinal çalışmalar bu yeniden yakınlaşmayı doğrular.

Şu anda torunla aranıza giren mesafe, ileride daha sağlıklı ve derin bir ilişkinin temeli olabilir. Büyükanneler olarak yapabileceğiniz en önemli şey, bu fırtınalı dönemi sabırla atlatmak ve torunun değişen ihtiyaçlarına uyum sağlamaktır. Sevginizi koşulsuz tutun, beklentilerinizi esnetin ve hatırlayın: torunun size olan ihtiyacı azalmadı, yalnızca farklılaştı.

Yorum yapın